Iqpartners

Yazar: clevelseo

  • TÜBİTAK ve IQ Partners’tan KOBİ’lere yeşil üretim desteği

    TÜBİTAK ve IQ Partners’tan KOBİ’lere yeşil üretim desteği

    IQ Partners Teknoloji Eğitim ve Ar-Ge Danışmanlık, TÜBİTAK tarafından mentör firma olarak yetkilendirildi. Türkiye’nin sanayide sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda KOBİ’lere yönelik yüzde 90’a varan hibe desteğiyle yürütülecek TÜBİTAK 1831 Yeşil Sanayi Programı, düşük karbonlu üretimden çevre dostu inovasyona kadar pek çok alanda rehberlik sunacak. Program, Türkiye sanayisinin sürdürülebilirlik ekseninde yeniden yapılanmasını hedeflerken, çevreyle uyumlu üretim anlayışını da kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.

    TÜBİTAK tarafından mentör firma olarak belirlenen IQ Partners, KOBİ’lere yeşil teknolojiye geçiş, stratejik planlama, finansal kaynaklara erişim ve çevreci inovasyon konularında destek sağlayacak. Firmalar, yüzde 90’a kadar hibe desteğiyle düşük karbonlu ve çevreye duyarlı üretim süreçlerine geçme fırsatı yakalayacak.

    TÜBİTAK 1831 ile amaçlanan, sadece daha az karbon salan makineler değil; aynı zamanda doğayla uyumlu düşünen ve hareket eden bir üretim kültürü yaratmak. IQ Partners’ın rehberliği, firmalara yalnızca bugünü değil, geleceği de planlama şansı sunduğunu belirten IQ Partners Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ferkan Çelik, “Bu program, çevreyle barışık bir üretim modeline geçmenin tam zamanı olduğunu gösteriyor. Sürdürülebilirlik artık lüks değil; rekabetin ve kalıcılığın temel şartı” dedi.

    IQ Partners, yeşil dönüşümün kılavuzu olacak

    Yaşanan gelişmenin Türkiye sanayisinin geleceği açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Dr. Ferkan Çelik, “TÜBİTAK 1831 Programı, yalnızca hibe desteğiyle sınırlı bir girişim değil. Bu, Türkiye’de üretimin yönünü değiştirecek bir çağrı.” ifadelerini kullandı.

    IQ Partners ve TÜBİTAK iş birliği, Türkiye’nin sanayide yeşil dönüşüm sürecini daha bilinçli, planlı ve etkili bir şekilde yürütmesini sağlayacak. Çelik, yeşil sanayiye geçişin artık bir seçenek değil, bir zorunluluk olduğunun belirtti. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve küresel iklim politikaları düşünüldüğünde, karbon salınımını azaltmayan işletmelerin ticari risklerle karşı karşıya kalacağının altını çizen Çelik, “Sadece çevreci görünmek yetmiyor, yeşil teknolojilere geçişin hem çevresel hem de ekonomik bir zorunluluk haline geldi.” diye konuştu.

    “Gelecek, yeşil düşünenlerin olacak”

    Danışmanlık yaklaşımlarının sadece proje başvurusuyla sınırlı kalmadığını belirten Çelik, “TÜBİTAK 1831 Yeşil Sanayi Programı, sadece bir destek paketi değil; aynı zamanda Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunun güçlü bir yansımasıdır. Biz de IQ Partners olarak bu sürecin hem rehberi hem hızlandırıcısı olmaktan gurur duyuyoruz. KOBİ’lerimize sürdürülebilir teknolojilere adaptasyon, çevre dostu iş modelleri ve uzun vadeli stratejiler geliştirme konusunda katkı sunacağız. Çünkü artık sadece üretmek değil, doğaya zarar vermeden üretmek önemli. Gelecek, yeşil düşünenlerin olacak.” şeklinde konuştu.

    Kaynak: https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/tubitak-ve-iq-partnerstan-kobilere-yesil-uretim-destegi-49895

     

  • Yeşil Dönüşüm Hedeflerine Erişimde Kullanılabilecek Finansman İmkanları: Türkiye ve Uluslararası Perspektif

    Yeşil Dönüşüm Hedeflerine Erişimde Kullanılabilecek Finansman İmkanları: Türkiye ve Uluslararası Perspektif

    YEŞİL DÖNÜŞÜM HEDEFLERİNE ERİŞİMDE KULLANILABİLECEK FİNANSMAN İMKANLARI: TÜRKİYE VE ULUSLARARASI PERSPEKTİF

    Giriş

    Son yıllarda küresel iklim değişikliğinin etkileri, enerji ve sanayide karbon yoğun süreçlerin yol açtığı çevresel bozulma hem kamu hem de özel sektörde “yeşil dönüşüm” kavramının aciliyet ve zorunluluk haline gelmesini sağlamıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu dönüşüm, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması değil; aynı zamanda uluslararası ticarette rekabetçiliğin korunması ve finansal sürdürülebilirliğin tesis edilmesi açısından da kritik önemde görülmektedir. Bu dönemde, yeşil dönüşüm projelerine yönelik finansman mekanizmaları ve imkanları, başta Avrupa Yeşil Mutabakatı olmak üzere, ulusal ve uluslararası politika çerçevelerinin odağında yer almaktadır.
    Bu kapsamlı rapor; Türkiye’deki ve uluslararası düzeydeki yeşil dönüşüm projeleri için kullanılabilecek finansman kaynaklarını, kamu ve özel sektör desteklerini, yeşil tahviller, karbon kredileri, sürdürülebilir kalkınma fonları ve özel sektör yatırımları gibi başlıca finansal araçları detaylı biçimde inceler. Ayrıca Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatının (European Green Deal) sağladığı finansman olanaklarını ve Türkiye’nin bu süreçteki uyum politikalarını irdeler. Rapor, hem mevcut finansman araçlarına hem de gelecek dönemde ortaya çıkabilecek potansiyel kaynak ve uygulamalara bütüncül bir bakış sunmayı hedeflemektedir.

    Yeşil Dönüşümün Finansal Arka Planı ve Gerekçesi

    Yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı, enerji, sanayi, ulaşım, tarım ve altyapı başta olmak üzere birçok sektörde büyük ölçekli kaynak ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Yalnızca Türkiye’nin enerji sistematiğini AB ile uyumlu şekilde dönüştürebilmesi için yıllık yatırım gereksiniminin 15 milyar doların üzerinde olduğu belirtilmektedir. Hem kamu hem de özel sektörün geleneksel kredi ve öz kaynak imkanları bu devasa ihtiyacı karşılamak konusunda yetersiz kalmakta, bu ise yeni ve çeşitlendirilmiş yeşil finansman enstrümanlarının gündeme gelmesini zorunlu hale getirmektedir.
    Dünyada sürdürülebilir finans piyasasının büyüklüğü 2024 yılında 6,6 trilyon dolara ulaşmış, 2034’e kadar ise yaklaşık 38,2 trilyon dolara yükselmesi öngörülmektedir. Bu büyüklüğün yarısından fazlası yeşil tahviller, sürdürülebilirlik temalı krediler ve yeşil fonlar gibi yeni nesil finansal araçlar aracılığıyla sağlanmaktadır. Türkiye’nin ise toplam yeşil tahvil ve iklim temalı tahvil piyasasındaki payı halen binde üç seviyesindeyken, toplam hacim son üç yılda hızla artmış ve 2024 itibarıyla 19 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
    Bu çerçevede yeşil dönüşümün finansman yolu; çok katmanlı ve entegre bir finansal ekosistem yapılandırılması, politika ve regülasyon altyapısının sürekli güncellenmesi ve özellikle uluslararası işbirliğinin derinleştirilmesine dayanmaktadır.

    Türkiye’de Kamu Finansman Programları

    1. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Yeşil Dönüşüm Programı

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Yeşil Dönüşüm Programı, özellikle döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda enerji ve kaynak verimliliğini yükselten, düşük karbonlu üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasını hedeflemektedir. Yıllık çağrı dönemleriyle projelere hibe/destek fırsatları sunulmaktadır. Başvuru kriterleri hâlinde Ar-Ge niteliği, ticarileşebilirlik, çevresel ve sosyal etki gibi göstergeler esas alınmakta, projeler sıkı teknik/fizibilite değerlendirmelerine tabi tutulmaktadır.

    1. TÜBİTAK Destekleri: 1832- Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı

    Dünya Bankası desteğiyle yürütülen bu program, sanayinin yeşil dönüşümünü hızlandırmaya odaklıdır. Sanayideki KOBİ ve büyük ölçekli firmaların ileri Ar-Ge çalışmaları, prototip geliştirme, ölçeklendirme, validasyon ve sertifikasyon testleri gibi süreçler destek olarak kapsam dahiline alınmaktadır. Geri ödemesiz ve faizsiz kredi modelleriyle 30 milyon TL’ye kadar proje başına destek sağlanmakta, başarıya ve yeşil dönüşüm göstergelerine (ör. enerji ve su tüketiminde azalma) ulaşılması durumunda ödemesiz dönemin ardından geri ödeme planı devreye alınmaktadır.

    1. KOSGEB Yeşil Sanayi Destek Programı

    KOSGEB’in Dünya Bankası işbirliği ile hayata geçirdiği Yeşil Sanayi Destek Programı, özellikle KOBİ’lerin enerjiyi daha verimli tüketmeleri, karbon ayak izlerini azaltmaları, temiz enerjiye ve çevre dostu üretime geçiş süreçlerini hızlandırmaları için genişletilmiş bir destek portföyü sunar. Destek toplamı geri ödemesiz olarak 400.000 TL’ye, geri ödemeliler ise 1.000.000 TL’ye kadar varabilmektedir. Çevre yönetim sistemleri, enerji verimliliği yatırımları, karbon ayak izi ölçümü, yenilenebilir enerji projeleri gibi çok çeşitli alanlar destek kapsamındadır. Kadın/Genç girişimcilere pozitif ayrımcılık ve dezavantajlı bölgelere öncelik verilmektedir.

    1. Atıksu Arıtma Tesisi Enerji Teşvikleri

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; atıksu arıtma tesislerinde kullanılan elektrik enerjisinin %100’e kadar olan kısmını tekrar tesislere ödeyebilmektedir. Bu teşvikte, ileri arıtma teknolojileriyle oluşturulan atık suların yeniden kullanılmasının oranı arttıkça geri ödeme oranı da artmaktadır. Böylece su kaynaklarının korunması ve döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlanmaktadır.

    1. Bölgesel ve Yeşil Altyapı Hibeleri

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Dünya Bankası işbirliğiyle 400 milyon dolarlık toplam bütçeye sahip “Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi”ni hayata geçirmiştir. Bu projede yeşil altyapı projeleri için toplamda 172 milyon dolar hibeye ek olarak, KOBİ ve yeşil teknolojili girişimler için 180 milyon dolar faizsiz kredi hacmi sunulmakta; ayrıca kadın ve genç girişimciler hedeflenmektedir.

    Türkiye’de Özel Sektör Destekleri ve Yeşil Kredi Ürünleri

    1. Banka ve Leasing Kuruluşlarının Rolü

    Türkiye’de özel sektör bankaları ve finansal kuruluşlar, yeşil dönüşümde hem kredi, hem de yatırım-tahvil tabanlı finansman sağlayıcısı olarak çok önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle Akbank, TSKB, QNB Finansbank, Garanti BBVA, İş Bankası, Yapı Kredi, Denizbank gibi büyük bankaların sürdürülebilirlik odaklı ürün portföyleri her yıl hızla genişlemekte; net sıfır emisyon taahhütleri ve yeşil portföylerinin yıllık hacmi rekor seviyelere ulaşmaktadır. Yalnızca 2023–2024 döneminde Akbank’ın sağladığı toplam sürdürülebilir finansman 307 milyar TL’yi aşarken, TSKB’nin kredi portföyünün %91’i BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla uyumludur.
    Yeşil kredi programlarında; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık-su yönetimi, temiz ulaşım gibi yeşil projelere düşük faiz, uzun vade, esnek ödeme ve performansa dayalı indirimli faiz avantajları sunulmaktadır. Karbon yoğun sektörler için ise kredi koşulları ESG performansına ve karbon ayak izine göre belirlenmekte, bu da düşük karbonlu iş modellerinin teşvikini güçlendirmektedir.

    1. Özel Sürdürülebilir Yatırım Fonları ve ESG

    Türkiye’de hem özel hem de halka açık yatırım fonları, ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) standardına uygun olarak yapılandırılmakta; sürdürülebilir enerji, atık yönetimi, düşük karbonlu sanayi, biyoçeşitlilik gibi tema bazlı yatırım imkanları yaratılmaktadır.
    Ek olarak, leasing şirketleri (QNB Finansleasing, DenizLeasing, Yapı Kredi Leasing vb.), özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının finansmanında, uzun vadeli ve uygun maliyetli ürünlerle sektöre damga vurmaktadır.

    Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı Kapsamında Finansman Olanakları

    1. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın (AYM) Temel Finansman Modelleri

    Avrupa Yeşil Mutabakatı, 2050 yılına kadar AB’yi karbon-nötr bir kıta yapmayı ve iklim-nötrlük hedefini yasal olarak bağlayıcı hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu hedefler doğrultusunda Avrupa Komisyonu, Yeşil Mutabakat Yatırım Planı (Sustainable Europe Investment Plan) ile on yıllık süreçte 1 trilyon avro düzeyinde yatırım yapılmasını öngörmektedir.
    Başlıca AB fonları ve finansman modelleri şunlardır:

    • Just Transition Fund (JTF) – Karbon yoğun bölgelerde adil dönüşümü ve çalışanların yeni beceriler kazanmasını teşvik eden fon.
    • InvestEU Programı – Yeşil yatırımlar için AB çapında garanti ve kredi mekanizmaları sağlamaktadır.
    • Horizon Europe – Ar-Ge projeleri için sürdürülebilir inovasyon ve teknoloji fonları.
    • European Green Bond Standard – AB taksonomisinin getirdiği yeni mevzuat ve şeffaflık standartları ile yeşil tahvil piyasasının regülasyonu ve desteklenmesi.
    • Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) – Karbon kaçağının önlenmesi için ithal mallardan karbon vergisi alınmasını zorunlu kılarak, AB dışı ülkelerden ithalat yapan şirketlerin karbon emisyonlarının finansal yükümlülük altına girmesi ve yeşil projelere yönelmesi.
    1. AB Fonlarının Türkiye’ye Yönelik Etkileri ve Katılım Modelleri

    Türkiye, AB’nin Gümrük Birliği ortaklığı ve toplam ihracatının %40’ından fazlasının AB’ye gerçekleştirilmesi nedeniyle, Avrupa Yeşil Mutabakatı süreçlerinden doğrudan etkilenmektedir. 2021 yılında yayımlanan Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı, ulusal mevzuat ve uygulamaların AB standartlarıyla yoğun biçimde entegre edilmesini öngörmüştür. Bu kapsamda, AB’nin fonlarına doğrudan erişim, IPA III Programı, Horizon Europe, InvestEU, JTF ve benzeri kaynaklara proje bazında başvuru ile mümkündür.
    2024 yılında Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği, ihracatçı firmaların kurumsal sürdürülebilirlik dönüşümlerinde yol haritası oluşturmak ve AB fonlarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla, danışmanlık giderlerinin %50’sine ve toplamda 10 milyon TL’ye kadar kamu desteği sunmaktadır.

    1. AB ile Karşılaştırmalı Uyum Politikaları

    Türkiye, enerji verimliliği, atık yönetimi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi gibi başlıklarda mevzuat ve teşvik sistemini AB mevzuatına uyumlu hale getirmektedir. AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına paralel, 2 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu ve devamındaki Emisyon Ticaret Sistemi taslağı, Türkiye’ye özgü bir karbon yönetim sistemi getirmekte ve AB ile ticari entegrasyonun sürdürülebilirliğini garanti altına almayı amaçlamaktadır.

    1. Dünya Bankası ve Türkiye: Yeşil Sanayi ve Türkiye Yeşil Fonu

    Dünya Bankası, son on yılda Türkiye’nin yeşil dönüşüm projelerine önemli finansman sağlamıştır. 2024 yılı itibarıyla “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” kapsamında 450 milyon dolar tahsis edilirken, TÜBİTAK ve KOSGEB aracılığıyla sanayi odaklı projeler fonlanmaktadır. Ayrıca 2023 yılında TSKB aracılığıyla hayata geçirilen ve Dünya Bankası tarafından 155 milyon dolarlık kredi ile desteklenen Türkiye Yeşil Fonu, doğrudan öz sermaye yatırımı ve özel sektör sermayesiyle toplam 405 milyon dolarlık yeşil sermaye havuzuna ulaşacaktır.
    Bu fonun yeniliği, uzun vadeli ve özel sermayeyi harekete geçiren yatırım modeliyle, şirketlerin dekarbonizasyon ve yeşil teknolojilere geçişte sürdürülebilir kaynaklara erişimini kolaylaştırmasıdır.

    1. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD): GEFF Programı

    Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’de enerji verimliliği ve küçük ölçekli yenilenebilir enerji projelerine destek amaçlı Yeşil Ekonomi Finansman Programı’nı (GEFF) başlatmıştır. GEFF, 2022 itibarıyla toplam 500 milyon Euro’luk bir çerçeve sunmakta; Garanti BBVA Leasing, QNB Finansleasing, TSKB gibi finansal kuruluşlar aracılığıyla işletmelere yeşil kredi ve leasing sağlanmaktadır. Kadın girişimciler, KOBİ’ler ve yenilikçi sürdürülebilir teknoloji üreticileri bu desteklerin öncelikli yararlanıcılarıdır.
    GEFF portföyü ile 2023 yılında projeler yoluyla yaklaşık 12,8 milyon GJ enerji tasarrufu ve 6,23 TWh yıllık temiz enerji üretimi sağlanmıştır.

    1. Türk Eximbank ve Uluslararası Finansman

    İhracata yönelik çevreci yatırımlar için Türk Eximbank, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ve Asya Altyapı ve Yatırım Bankası (AIIB) ile 1.3 milyar Euro’nun üzerinde yeşil kredi paketleri açıklamıştır. Başvuru limitleri KOBİ’ler için 10 milyon, büyük firmalar için ise 30 milyon dolar olup, özellikle CBAM kapsamındaki sektörler, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve karbon yönetimi projeleri fonlama odağındadır.

    Yeşil Tahvil ve Sürdürülebilir Tahvil Araçları

    Kavramsal Çerçeve

    Yeşil tahviller, yalnızca çevresel ve iklim dostu projelerin finansmanı için ihraç edilen borçlanma araçlarıdır. Uluslararası Sermaye Piyasaları Derneği’nin (ICMA) Yeşil Tahvil İlkeleri ve Avrupa Birliği’nin Yeşil Tahvil Standardı gibi regülasyonlarla yönetilmektedir. Temel kriterler arasında, projelerin kategorik olarak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir su ve atık su yönetimi, temiz ulaşım ve biyoçeşitlilik gibi temalara odaklanması bulunur. Gelirlerin amaca uygun kullanımı, bağımsız dış denetim, şeffaf raporlama ve etki değerlendirmesi süreç boyunca zorunlu tutulur.

    Türkiye’de Yeşil Tahvil Piyasası

    Türkiye, 2016’da TSKB’nin 300 milyon ABD Doları değerindeki ilk ihraç ile yeşil tahvil piyasasına girmiştir. 2023’te Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2,5 milyar dolarlık ilk egemen yeşil tahvil ihracı, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve özel sektörün artan katılımıyla birlikte 2025’te toplam hacim 5 milyar dolara ulaşmıştır. Talebin düzenli olarak arzı aştığı ve getiri avantajı sunduğu bu piyasada, özel sektör-banka şirketleri, enerji-dönüşüm odaklı sanayi firmaları ve belediyeler başlıca ihraççılar olmuştur.
    Kapsamın Genişlemesi ve Gelecek Potansiyeli
    Mevcut gelişmeler, sosyal tahvil ve sürdürülebilirlik tahvilleri, yeşil sukuk (faizsiz ürünler), mavi tahvil (su temalı projeler) ve tematik tahviller gibi yenilikçi ürünlerin yaygınlaşacağına, ulusal ve mahalli para cinsinden ihraçların hızla artacağına işaret etmektedir. Türkiye’nin Paris Anlaşması 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda düzenli aralıkla ve çeşitlendirilmiş temalarda tahvil ihracına devam etmesi beklenmektedir.

    Düzenleyici Çerçeve

    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yeşil ve sürdürülebilir borçlanma araçlarının ihracıyla ilgili özel bir rehber yayımlamış, ICMA Green Bond Principles’a paralel şeffaflık, dış değerlendirme, gelir-kullanım ve raporlama standartlarına uyumu zorunlu tutmuştur.

     

     

    Karbon Kredileri ve Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi

     

    Karbon Piyasası ve Turkuaz Kredi Sistemi

    Türkiye, 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu sonrasında hazırlanan Karbon Kredilendirme ve Denkleştirme Yönetmeliği Taslağı ile ilk ulusal karbon kredisi olan “Turkuaz Kredi” sistemini başlatmıştır. Bir Turkuaz Kredi, bir ton karbondioksit eşdeğer emisyonun atmosferden azaltıldığını belgeleyen dijital bir sertifika olma özelliği taşır. Bu sistemin temel faydaları şunlardır:

    • Emisyon azaltıcı projeler için yeni gelir modeli oluşturulması
    • Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki şirketlere maliyet avantajı ve stratejik esneklik
    • Gönüllü karbon denkleştirmesi ile kurumsal ESG performansının artırılması

    Turkuaz Kredisi üretmek isteyen projelerde; ETS kapsamı dışında olma, ekonomik fizibilite, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na asgari üç katkı, çifte sayım yasağı ve bağımsız doğrulama gibi sıkı kriterler aranmaktadır. İklim Değişikliği Başkanlığı, TSE ve TÜRKAK sistemin temel operasyon aktörleridir.

    Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)

    Türkiye’nin ulusal ETS yönetmeliği 2025’te kamuoyuna sunulmuş ve 2026’da pilot uygulama dönemiyle devreye alınacaktır. Sistem, hazineye “karbon geliri” yaratmak ve AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndan kaynaklanan maliyetleri ülke içinde tutmak için stratejik önemdedir. ETS, “sınırla-ticaretini yap” prensibine dayalı olup, öncelikle çimento, demir-çelik, alüminyum gibi yoğun karbonlu sektörleri kapsar. Pilot dönemde tahsisatlar açık artırma ile satılırken, 2028’den itibaren kıyas yöntemiyle ücretsiz tahsis uygulaması devreye girecek, karbon kredileriyle denkleştirme imkânı tanınacaktır.

    Sürdürülebilir Kalkınma Fonları ve Uluslararası Hibe-Destek Programları

    Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Türkiye’de Uygulama

    Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA), Türkiye’nin ulusal ve yerel politika belgelerinde ana omurgayı oluşturmaktadır. Sanayinin yeşil dönüşümünden toplumsal cinsiyet eşitliği, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi ve döngüsel ekonomiye kadar çok sayıda proje, BM ve çok taraflı kalkınma fonları (GEF, UNDP, IFC, FAO vb.) ile desteklenmektedir.
    BM, 2025 Stratejik Öncelikleri ve Türkiye Ofisi koordinasyonu ile SKA bağlantılı ulusal projelere hibe ve kapasite geliştirme programları sunmakta; finansman, özellikle enerji ve su verimliliği, iklim adaptasyonu, gıda güvenliği ve kadın-yaşlı-istihdam gibi öncelikli alanlara yönlendirilmektedir.

    IPA III ve AB Bütünleşik Programları

    Türkiye, AB aday ülke statüsüyle IPA III (Katılım Öncesi Yardım Aracı) kapsamında yeşil gündem ve sürdürülebilir bağlantısallık projelerinde doğrudan hibe ve borç desteklerinden faydalanmaktadır. IPA, çoğunlukla teknik destek, altyapı projeleri, Ar-Ge, inovasyon ve kapasite geliştirmeye odaklanmaktadır; Yeşil dönüşüm alanı, yeni dönemde IPA payının giderek büyüyen kısmını oluşturmaktadır.

    Özel Sermaye, ESG Yatırımlar ve Türkiye Yeşil Fonu

    Türkiye’de özel sermaye piyasaları özellikle Dünya Bankası, EBRD ve ulusal aktörlerin ortaklığı ile iklim temalı fonlara yönelmektedir. 2023 sonunda hayata geçirilen Türkiye Yeşil Fonu (TSKB & Maxis Portföy Yönetimi öncülüğüyle) Dünya Bankası’nın 155 milyon dolar kredisiyle kurulan, toplam büyüklüğü 405 milyon dolara ulaşan bir iklim fonu olma özelliğini taşımaktadır. Bu fonun amacı, şirketleri sadece borçla değil, uzun vadeli ve risk sermayesiyle destekleyerek, yeşil-dönüşüm süreçlerini ve bilgi aktarımlarını etkinleştirmektir.
    Fonun öncelikleri:

    • KOBİ ve orta ölçekli şirketlerin karbonsuzlaşma uygulamaları ve yatırımları
    • Kadın girişimciliği ve kapsayıcı eşitlik teması
    • Yenilikçi yeşil ürün ve iş modelleri
    • Sürdürülebilir altyapı ve teknoloji girişimleri

    Karşılaştırmalı Finansman Tablosu

    Aşağıdaki tabloda Türkiye ve uluslararası düzeyde öne çıkan başlıca yeşil finansman türleri, sağlayıcı kurumlar, hedef sektörler ve başvuru kriterleri özetlenmektedir.

    Finas man Türü Sağlayıcı Kurum Hedef Sektörler Başvuru Koşulları (Özet) Türkiye Uygulaması Uluslararası Uygulama
    Hibe/Ar-Ge Destekleri TÜBİTAK, KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi, imalat, Ar-Ge Yerli şirket, Ar-Ge odaklı ürün/hizmet, çevresel gösterge, son üç yılda faaliyet kârı (KOBİ için) KOSGEB Yeşil Sanayi Programı, TÜBİTAK 1832, Sanayi Bakanlığı Yeşil Dönüşüm Programı Horizon Europe, Just Transition Fund, IPA III
    Yeşil Kredi Banka/Leasing Enerji, sanayi, ulaşım Çevre ve ESG kriterleri, düşük karbonlu model, şirket mali yeterlilik Akbank, TSKB, QNB, İş Bankası, Yapı Kredi, Halkbank, Ziraat Bankası gibi EBRD GEFF, IFC, Commercial green loans
    Yeşil Tahvil Kamu, özel sektör, belediye Enerji, ulaşım, altyapı Kullanım alanı çevre temalı, şeffaf raporlama, ICMA/AB Yeşil Tahvil İlkeleri, dış denetim TSKB, Arçelik, Hazine, İBB, Limak, özel sektör EIB, World Bank, EBRD, EU Green Bond Standard
    Karbon Kredisi & ETS ÇŞİDB, TSE, TÜRKAK Sanayi, enerji, ormancılık Sera gazı azaltım projesi, bağımsız doğrulama, BM SKA’ya katkı, ETS kapsamı dışında, çifte sayım yasağı Turkuaz Kredi ve Türkiye ETS ile pilot uygulama süreciyle kurumlara açılmakta AB ETS, CDM/Paris Anlaşması Pazarları, Gold Standard, Verra
    Sürdürülebilir Kalkınma Fonları BM, Dünya Bankası, EBRD, TSKB Tüm sektörler SKA’ya uyum, inovasyon, uzun vadeli gelişim hedefleri Türkiye Yeşil Fonu, Sürdürülebilirlik Serbest Fonlar Green Climate Fund, GEF, UNDP, CTF
    IPA/AB Proje Destekleri AB Komisyonu Enerji, çevre, inovasyon Uygunluk, ortaklık, proje döngüsü yönetimi, AB standartlarına uyum IPA III, Horizon 2020 ortaklıkları, Teknik Yardım programları Avrupa genelinde ortak fonlar (JTF, LIFE vb.)
    Eximbank / İhracat Kredisi Türk Eximbank, AIIB, IBRD İhracatçı sanayi, enerji Türk menşeli proje, ihracat odaklı, CBAM ve yeşil dönüşüm önceliği Türk Eximbank’ın yeşil kredi paketleri, KOBİ ve büyük firmalar için ayrı başvuru limitleri Export credit agencies, Uluslararası kalkınma bankalarının ihracatçı destekleri

    Karşılaştırmalı tablo düz bir kıyasın ötesinde, Türkiye’nin finansal ekosisteminin AB ve küresel politikalarla giderek entegre olduğunu ve farklı düzeydeki fon, kredi, tahvil ve karbon piyasası araçlarının hem şirketler hem de yerel yönetimler için erişilebilir hale geldiğini hemen her başlıkta göstermektedir.

    Türkiye’nin Uyum Politikaları ve Gelecek Potansiyel Kaynaklar

    Politik ve Mevzuat Uyum

    Türkiye, 2021 Paris Anlaşması onayından itibaren Net Sıfır 2053 hedefini hukuki olarak benimsemiş ve ekonomik planlarda (11. ve 12. Kalkınma Planı) yeşil ekonomiyi önceliklendirmiştir. Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021), ulusal taksonomi çalışmaları, 2024’te yayımlanan Emisyon Ticaret Sistemi ve Karbon Piyasası mevzuatı, enerji verimliliği ve atık yönetimi düzenlemeleriyle AB ve küresel normlarla yakınsama hızlanmaktadır.

    Sektörel Dönüşüm ve Kapasite Gelişim

    Sanayi ve enerji sektörlerinin yanı sıra, tarım, atık yönetimi, su ve altyapı gibi alanlarda döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik projelerine teknik kapasite geliştirilmesi büyük potansiyel barındırmaktadır. Gündemde olan yeni Türk Taksonomi Yasası, AB ile uyumlu standardizasyonu ve yatırımcı açısından güvenirliği pekiştirecek bir temel teşkil etmesi beklenmektedir.

    Geleceğin Finansal Aracı Olarak Green Fintech

    Green Fintech uygulamaları, dijitalleşme temelli finansal teknolojilerle sürdürülebilirlik ve çevreyi buluşturan yenilikçi çözümler olarak öne çıkmaktadır. Karbon izleme sistemlerinden blockchain tabanlı karbon ticaretine, topluluk temelli kitle fonlamasından dijital sürdürülebilirlik fonlarına kadar yeni araç ve platformlar; sektörün önümüzdeki yıllarda büyümesi için ciddi potansiyel sunmaktadır. Türk girişimleri ve finans sektörü bu alana yatırım yapmaktadır.

    Kamusal ve Uluslararası Hibelerin Devamı

    Türkiye’nin hem hibe hem de borç kaynaklarına erişimi AB ve Dünya Bankası gibi platformlarda sürecek, IPA-IV, Just Transition ve Energy Transition Mechanisms, Sınırda Karbon Düzenleme ile entegre yeni fonlar ve adaptasyon-finansman modellerinin 2026 ve sonrası için yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Ayrıca kamu kurumlarının paydaş olduğu, bölgesel hibe ve kamu-özel ortaklığı (PPP) projelerinin de her yıl artarak devam edeceği beklenmektedir.

    Sonuç ve Değerlendirme

    Türkiye’de yeşil dönüşümün finansmanı, çok sayıda ve giderek çeşitlenen kamu teşvikleri, özel sektör ürünleri, uluslararası kalkınma fonları, yeşil tahvil piyasası ve karbon ticareti mekanizmalarının stratejik bir kombinasyonuna dayanmaktadır. 2021’den bu yana açıklanan Net Sıfır 2053 hedefi ve AB ile ticaretin sürdürülebilirlik temelli dönüşümü, hem mevzuatta hem de finansal araçlarda dönüşümü hızlandırırken; kamu ve özel aktörler arasındaki işbirliği modelleri yeni bir ekosistem doğurmaktadır.
    Yeşil tahvil piyasası, kısa sürede, yalnızca kamu değil, belediye ve özel sektör katılımcılarını da kapsayacak şekilde çeşitlenmiştir. Karbon kredisi ve ETS, AB CBAM uygulamasına karşı stratejik bir savunma aracı olarak ulusal çapta hayat bulmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma fonları ve Green Fintech gibi gelişmekte olan araçlar, sadece finansman sağlamamakta; yenilikçilik, şeffaflık ve erişim açısından da sektörü dönüştürmektedir.
    Gelecek dönemde, sürekli güncellenen fon duyuruları, regülasyonlar ve piyasa araçlarının yanı sıra, Türkiye’nin mevcut ulusal stratejileri ve AB ile entegrasyonunu güçlendiren uyum politikaları, yeşil finansmanın sürdürülebilir büyümesinin anahtarı olacaktır. Türkiye’nin finansal sisteminin, yeşil ekonomiye geçişte bölgesel bir merkez ve model ülke olması için hem kamu hem özel sektörün proaktif hareket etmesi, uluslararası regülasyonlarla eşgüdümlü çalışması elzemdir.
    Yeşil dönüşüm yatırımlarında finansın geleceği, etkin ve kapsayıcı politikalar, yenilikçi finansal ürünler ve çok paydaşlı bir işbirliği ekosistemi ile şekillenmeye devam edecektir. Türkiye’nin hem mevcut finansman imkanlarını azami düzeyde devreye alması, hem de gelişmekte olan yeni nesil araçlara erken uyum sağlaması, sürdürülebilir bir ekonomik ve çevresel gelecek açısından vazgeçilemez stratejik öncelikler arasında olmalıdır.

    Dr. Ferkan ÇELİK
    Kaynaklar

    Yeşil Dönüşüm Ekonomisi – Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’ye …

    Avrupa Yeşil Mutabakatı

    Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı
    Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı
    4www.forbes.com.tr
    Yeşil dönüşüm yatırımları için yeni finansman yolları gündemde
    5www.ekonomist.com.tr
    Yeşil finansman fırsatları: Bankaların kredi destekleri
    6yesilhaber.net
    Küresel yeşil tahvil piyasası ve Türkiye’nin potansiyeli
    7yesildonusum.sanayi.gov.tr
    Ana Sayfa – Yeşil Dönüşüm Programı
    7yesildonusum.sanayi.gov.tr
    Ana Sayfa – Yeşil Dönüşüm Programı
    8tubitak.gov.tr
    1832 – Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı
    9atlasnestor.com
    Yeşil Sanayi Destek Programı – Atlas Nestor
    10www.4kyonetim.com.tr
    KOSGEB YEŞİL SANAYİ DESTEK PROGRAMI | 4K Yönetim Destek Merkezi …
    11www.resmigazete.gov.tr
    ATIKSU ARITMA TESİSİ ENERJİ TEŞVİKİ YÖNETMELİĞİ
    12csb.gov.tr
    ARITILMIŞ ATIKSU KULLANANA TEŞVİK ARTIYOR – csb.gov.tr
    13www.ekoturk.com
    Yeşil altyapı projelerine dev hibe desteği: Bakan Kacır’dan açıklama
    14www.aktifportfoy.com.tr
    Sürdürülebilirlik Serbest Fon (ESG) | Aktif Portföy
    15uib.org.tr
    AB YEŞİL MUTABAKATI – UİB
    16ticaret.gov.tr
    YEŞİL MUTABAKAT – Ticaret
    17www.gaib.org.tr
    Yeşil Haberler – GÜNEYDOĞU ANADOLU İHRACATÇI BİRLİKLERİ – GAİB
    18yesilbuyume.org

  • Türkiye Yüzyılı Teşvik Sistemi: Yeni Dönemin İlk Verileri, Sessiz Sinyaller ve Stratejik Yorumlar

    Türkiye Yüzyılı Teşvik Sistemi: Yeni Dönemin İlk Verileri, Sessiz Sinyaller ve Stratejik Yorumlar

    Türkiye Yüzyılı Teşvik Sistemi: Yeni Dönemin İlk Verileri, Sessiz Sinyaller ve Stratejik Yorumlar

    Türkiye’nin kalkınma politikalarında yeni bir sayfa açan teşvik sistemi, 30 Mayıs 2025 itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi ve Sektörel Teşvik Sistemi olmak üzere iki ana başlık altında şekillenen bu yapı, yatırım kararlarını yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve bölgesel kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor. Bu yazıda, sistemin ilk üç ayına dair veriler stratejik bir perspektifle analiz edilmekte; yatırımcılar, yerel aktörler ve politika yapıcılar için yol gösterici bir çerçeve sunulmaktadır.


    1. Yeni Sistem: Yapısal Yenilikler ve Beklentiler

    Yeni teşvik sistemi iki ana sütun üzerine kurulu:

    • Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi• Teknoloji Hamlesi Programı
    • Yerel Kalkınma Hamlesi Programı
    • Stratejik Hamle Programı

    • Sektörel Teşvik Sistemi• Belirli sektörlerde odaklı destek mekanizmaları
    • Yatırım türüne göre farklılaştırılmış teşvik kalemleri


    Bu yapı, yatırımcıların karar alma süreçlerini daha hedefli ve uzun vadeli hale getirmeyi hedefliyor. Ancak sistemin uygulanabilirliği, açıklık düzeyi ve yatırımcıya sunduğu rehberlik henüz istenen seviyeye ulaşmış değil.


    2. İlk Üç Ayın Verileri: Yatırım İştahı Zayıf Kaldı

    Yeni sistemin ilk üç ayında:

    • 804 teşvik belgesi düzenlendi
    • 110 milyar 459 milyon TL sabit yatırım öngörüldü
    • 17.184 kişilik istihdam hedeflendi


    Geçen yılın aynı döneminde ise:

    • 2.761 teşvik belgesi
    • 233 milyar 177 milyon TL sabit yatırım


    Bu karşılaştırma, belge sayısında %61, yatırım tutarında %52’lik bir düşüşe işaret ediyor. Bu veriler, yatırımcıların yeni sisteme temkinli yaklaştığını ve uygulama sürecinde daha fazla netlik aradığını gösteriyor.


    3. Yerel Kalkınma Hamlesi: Sessiz Bekleyiş

    Her ilde 4 sektör için yatırım çağrısı yapılan Yerel Kalkınma Hamlesi programı, 1 Ağustos–30 Eylül arasında başvuru aldı. Her bir yatırım için 240 milyon TL’ye kadar destek öngörülüyor. Ancak başvuru sonuçları henüz açıklanmadı.

    Bu sessizlik, yerel yatırımcılar için belirsizlik yaratıyor. Bölgesel kalkınma hedeflerinin netleşmesi ve il bazlı stratejik yönlendirmelerin kamuoyuyla paylaşılması, yatırımcı güveni açısından kritik önem taşıyor.


    4. Yabancı Yatırımcıların Sessizliği: Güven mi, Bilgi mi Eksik?

    Haziran ayında yabancı yatırımcılardan hiç başvuru alınmadı. Temmuz’da ise yalnızca 10 yabancı yatırımcı belge aldı. Bu durum, sistemin uluslararası yatırımcılar nezdinde yeterince tanıtılmadığını ve güven ortamının henüz oluşmadığını gösteriyor.

    Yeni sistemin dışa açılımı için:

    • İngilizce rehber dokümanlar
    • Uluslararası yatırımcı seminerleri
    • Dijital tanıtım kampanyaları


    gibi araçların devreye alınması önerilmektedir.


    5. Hedef ve Öncelikli Yatırımların Dağılımı

    Teşvikli yatırımların dağılımı şöyle:

    • 81 milyar TL hedef yatırımlar
    • 29 milyar TL öncelikli yatırımlar


    Bu dağılım, stratejik sektörlerin önceliklendirildiğini gösteriyor. Özellikle teknoloji, sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınma odaklı yatırımların teşvik sisteminde daha görünür hale gelmesi, sistemin etkinliği açısından önemlidir.


    6. Stratejik Yorum: Yeni Sistem Ne Vaat Ediyor, Ne Göstermiyor?

    Uygulama tebliğinin geç yayınlanması, bazı programların henüz çağrıya çıkmaması ve veri açıklamalarındaki gecikmeler, yatırımcıların karar alma süreçlerini zorlaştırıyor. Sistem, uzun vadede güçlü bir kalkınma aracı olabilir; ancak kısa vadede daha fazla şeffaflık ve rehberlik gerekiyor.

    Öneriler:

    • Program takvimlerinin önceden açıklanması
    • Sektörel önceliklerin netleştirilmesi
    • Başvuru süreçlerinin sadeleştirilmesi
    • Yerel ve uluslararası yatırımcılar için rehber dokümanların hazırlanması


    Bu adımlar, yatırımcı güvenini artıracak ve sistemin etkinliğini güçlendirecektir

    7. Yatırımcılara ve Paydaşlara Açık Çağrı

    Yeni teşvik sistemi, Türkiye’nin kalkınma vizyonunu yeniden tanımlıyor. Bu dönüşüm sürecinde yatırımcıların yanında olmak, stratejik rehberlik sunmak ve projeleri başarıya taşımak için kamu, özel sektör ve yerel aktörlerin birlikte hareket etmesi gerekiyor.

    •  Yatırım fikri olanlar için analiz ve yönlendirme
    • Yerel kalkınma fırsatlarını değerlendirmek isteyenler için bölgesel strateji desteği
    •  Teşvik başvurusu planlayanlar için süreç yönetimi ve danışmanlık

      Türkiye Yüzyılı’nın yatırım dilini birlikte yazmak, bu süreci daha kapsayıcı ve etkili hale getirecektir.

     

  • Devlet Desteklerinde Verimlilik

    Devlet Desteklerinde Verimlilik

    Devlet Destekleri ve Türkiye’nin Sanayileşme Süreci

    Türkiye’nin sanayileşme süreci, Atatürk’ün öncülüğünde başlatılan eşsiz hamlelerle şekillenmiştir. 1923’te toplanan Birinci İzmir İktisat Kongresi, Türk ekonomisi için bir dönüm noktasıdır. Atatürk, kongrede şunları vurgulamıştır:

    “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmamışlarsa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz…”

    1. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi’nin gerisinde kalan Türkiye, üst üste yaşanan savaşlar ve işgaller nedeniyle sanayileşmede zorluk yaşamıştır. Cumhuriyet döneminde devlet, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda yatırımlar yaparak sanayileşmeyi desteklemiştir.

    Devletin Rolü ve Sanayileşme

    Devlet eliyle özel sektör desteklenmiş, kamu kaynaklarıyla sanayi yatırımları gerçekleştirilmiştir. 1929 ekonomik buhranı ve sınırlı özel sermaye nedeniyle devlet, girişimlerde karar alan ve uygulayan aktif bir unsur olmuştur. Bu yaklaşım, Türkiye’nin sanayileşmesinde kritik bir rol oynamıştır.

    Küresel Değişim ve Ar-Ge’nin Önemi

    İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya, teknoloji ve bilim odaklı yeni bir ekonomik dönüşüm sürecine girmiştir. Küresel şirketler bu dönemde ortaya çıkmış ve teknoloji ağırlıklı şirketler hızla büyümüştür.

    Türkiye açısından devlet destekleri, Ar-Ge ve teknolojik yatırımların büyüme ve gelişmede vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. ABD, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Çin ve Almanya, devlet desteklerinin Ar-Ge ve inovasyon üzerindeki etkilerini başarıyla uygulayan örnek ülkelerdir.

    Türkiye’de Ar-Ge ve Devlet Destekleri

    Gelişmiş ülkelerde devlet; eğitim, stratejik sektörler ve girişimcilere yatırım yaparak destek olmaktadır. Türkiye’de de devlet teşvikleri çeşitlilik açısından üst sıralarda yer alsa da, işletmeler bu kaynakları yeterince verimli kullanamamaktadır.

    Ar-Ge Kültürü ve Sorunlar

    Türkiye’de Ar-Ge kültürü yeterince gelişmemiştir. İnsan kaynakları verimli kullanılmamakta, küresel pazarlama becerisi sınırlı kalmakta ve üniversite-sanayi işbirliği yeterince güçlü değildir. Ar-Ge Merkezleri, çoğu zaman devlete vergi avantajı sağlama odaklı çalışmakta, nitelikli ve katma değerli ürün üretme hedefinden uzak kalmaktadır.

    Uluslararası Karşılaştırmalar

    Güney Kore gibi ülkelerde devlet, stratejik yatırımlara yön vererek inovasyon ve teknoloji odaklı gelişmeyi sağlamaktadır. Türkiye’de ise Ar-Ge harcamalarının GSYH’ya oranı %1,4 civarındadır; bu oran ABD, AB, Çin ve Güney Kore’de %3,5-6 seviyelerindedir.

    Başarılı Ar-Ge ve Teşvik Kullanımı

    Küresel rekabette inovasyon, teknoloji ve Ar-Ge itici güçtür. Yenilikçi ve katma değeri yüksek markalar oluşturmak, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için kritik önemdedir. Devlet teşviklerinin verimli kullanımı ve Ar-Ge kültürünün benimsenmesi, sosyal ve ekonomik değer yaratmanın temel koşuludur.

    Sanayici Kültürü ve Gelecek

    Türkiye’de patron kültürü genellikle kontrolcü ve garantici yapıdadır. Ancak sanayicilik, tüccarlık kültüründen farklıdır. Sürekliliğe inanan, bilgiye ve insana yatırım yapan, üretim ve inovasyona odaklı üst düzey sanayicilere ihtiyaç vardır. Önümüzdeki dönemde alışılmış kuralların dışına çıkabilecek, vizyoner ve risk alabilen sanayicilere daha fazla gereksinim duyulmaktadır.

  • Teknolojik Ürün Deneyim (TÜR) Belgesi Nedir?

    Teknolojik Ürün Deneyim (TÜR) Belgesi Nedir?

    Teknolojik Ürün Deneyim (TÜR) Belgesi, Ar-Ge çalışmalarının çıktısı olan mal ve hizmetler için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü tarafından verilen resmi bir belgedir.

    Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ihalelerde, ihaleye teklif veren bir firmanın ihale konusu iş veya benzer işlerdeki deneyimini gösteren belgeler talep edilebilmektedir. 28918 sayılı Resmi Gazete’de yapılan değişiklikle, TÜR Belgesi bu amaçla Bakanlık tarafından düzenlenen iş deneyim belgesi olarak tanımlanmıştır.


    TÜR Belgesinden Kimler Yararlanabilir?

    Aşağıdaki kurum ve işletmeler TÜR Belgesi’nden yararlanabilir:

    • Teknoloji merkezli işletmeler

    • Ar-Ge merkezleri

    • Kamu kurum ve kuruluşları

    • Kanunla kurulan vakıflar

    • Sanayiciler ve girişimciler

    • KOBİ’ler


    TÜR Belgesi Başvuru Koşulları

    • Devlet desteğiyle veya firma öz kaynakları ile tamamlanmış bir Ar-Ge çıktısı bulunmalıdır.

    • İmalat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin ilgili ürüne ait Yerli Malı Belgesi bulunmalıdır; hizmet sektöründe bu şart aranmaz.

    • Başvuru sahibi firmanın E-İmzası olmalıdır.


    TÜR Belgesine Nasıl Başvurulur?

    • Başvurular Bakanlığa ıslak imzalı olarak veya Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı portalından çevrimiçi yapılabilir.

    • Başvuru tarihini takip eden 5 gün içinde değerlendirme yapılır.

    • Eksik belge olması durumunda başvuru sahibine 15 iş günü süre verilir.

    • Belge için herhangi bir ücret talep edilmez. Başvurular sürekli açıktır.


    TÜR Belgesinin Kullanım Alanları

    • Kamu ihalelerinde iş bitirme veya deneyim belgesi yerine geçer.

    • KOSGEB Kobi Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı (Teknoyatırım) kapsamında kullanılabilir.

    • KOSGEB Kobi Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı (Teknopazar) kapsamında kullanılabilir.


    Tür Belgesi Başvurularında Karşılaşılan Hatalar

    • Ürünün mutlaka bir Ar-Ge projesi çıktısı olması gerekir.

    • Teknik özellikler, hedefler, gerekçeler ve Ar-Ge yönü doğru şekilde açıklanmalıdır.

    • Belge, ürün piyasaya sunulduktan sonraki 5 yıl için geçerlidir.


    TÜR Belgesi Kapsamında Dikkat Edilmesi Gerekenler

    • Her ürün veya hizmet için ayrı belge düzenlenir; birden fazla ürün tek bir belgeye dahil edilemez.

    • Belge sahibi dışındaki kişiler veya kurumlar kullanamaz, kiralayamaz, devredemez veya satamaz.

    • Ticaret şirketi türü değiştiğinde belgede değişiklik yapılamaz.


    Tür Belgesine Başvuru İçin Gerekli Belgeler

    1. Kamu Destekli Projeler İçin

    • Taahhüt ve Kabul Beyanı

    • Proje başarı yazısı (destekleyen kurumdan)

    • Proje Bitirme Belgesi

    • Yerli Malı Belgesi (Hizmetler için gerekmez)

    2. Öz Kaynaklarla Yapılan Projeler İçin

    • Yerli Malı Belgesi (Hizmetler için gerekmez)

    • Taahhüt ve Kabul Beyanı

    • Ürün ve Proje Bilgi Formu